Perşembe, Temmuz 21, 2016

Günlük I


Günlük tarzı birşeyler karalamaya karar verdim. Bu yazacaklarım Oğuz Atay' ın yazdığı ve onun yarattığı Selim karakteri gibi düzenli ve aynı edebi kalitede olmayacağına eminim. Yaptıklarımı, hissettiklerimi, yapmak istediklerimi ve hissettmek istediklerimi yazacağım. Umarım başarılı olurum.


Bir süredir tatildeyim. Tatil dediğime bakmayın Batı Karadeniz' in küçük bir kenti olan Karabükteyim. Evden pek çıkmadan teyzemin şirin balkonunda sürekli okuyor ve yazmaya çalışıyorum. Yanımda bana sürekli destek olan kedim moshi, bol bol kahve ve günde iki pakete yakın içtiğim sigaram var. Kalem ve kitaplarımı saymıyorum çünkü onlar daima çantamdalar. Ben nereye gidersem gideyim sürekli sırtımda bana güven veriyorlar.


Geldiğimden beri sanırım 3 kez dışarı çıkmışımdır. Zaten gezilecek pek bir yeri yok buranın yıllardır geldiğim için her karışını ezbere biliyorum. Ruhumu rahatlatacak tek bir nokta bile yok. Şimdiye kadar bahsetmeyi unuttuğum için kendime kızdığım kemanım var bir de. Günde 3-4 belki 24 yaşında konservatuara girebilirim diye çalışıyorum.



3 Gündür hava buralarda diğer insanların değimiyle kasvetli ve kapalı. Benim için ise rahatlatıcı. Havadaki kapkara bulutlar benim ruhumu okuyor, beni kendime getiriyor. Güneşi kendimi bildim bileli hiç sevmemişimdir. 24 yıllık hayatımda sadece bir kez güneşle mutlu olunabileceğine tanıklık ettim. Karanlık ve buhran benim güç bulduğum şeyler. Umarım bir kaç gün daha hava böyle devam ederde biraz daha rahatlarım ve kendimi iyi hissederim.

Bir sonraki günlük sayfasında görüşmek üzere.

Sağlıcakla Ve Mutlu Kalın
                 Çünkü Ben Beceremiyorum
Tepkiler:

2 yorum:

  1. günlük yazmak zamanla alışkanlık haline geliyor ve her geçen sene güzelleşiyor, hatta edebi eser tadına ulaşabiliyor. yirmi sene evvel bir komşumuzun evindeki kitaplıkta iki küçük ama kalın defter gördüm. "onlar bir çok yerde görev yapan bir öğretmenin 1940-50'lerde yazığı günlükleri, sahaflardan aldım" dedi. birazını hemen oracıkta okudum; ödünç aldım, evde bir solukta bitirdim. inan, okuduğum hiçbir kitapta o tadı almamıştım. sonra ben de denk geldikçe bir şeyler yazmaya başladım. allah nasip eder de torunum olursa ve "ya dedem neler yaşamış, bi bakayım" derse diye mümkün mertebe sıkıcı olmamaya çalışıyorum. bu sene itibarıyla herhalde 1,500 sayfayı geçmiştir. aramıza hoşgeldin enes. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım benim yazılarımda o kadar uzun sürer ve gelecek nesillerden biri bulup okur. Teşekkürler Soner Amca :)

      Sil