Cumartesi, Temmuz 09, 2016

Son Ada - Zülfü Livaneli



Zülfü Livaneli' nin edebi kimliği incelediğimiz zaman içimize işleyen, yıllardır içinde olduğumuz sorunları direkt olarak değilde sembolik yollarla ifade eden bir yazım gücüne sahiptir.

Son ada romanı da bunlardan biri aslında. Bizim dönemimizin pek bilmediği ama son yıllarda yavaş yavaş içimize işleyen korkunç olayları bile  normal olarak karşılamaya başladığımız bazı olayları yüzümüze öyle tatlı tatlı vuruyor ki. Okurken tüylerimiz diken diken oluyor yapılan yanlışların farkına varmamızı sağlıyor.


Hayali bir adada geçen Son Ada komün hayatına benzeyen bir yaşam biçimiyle devam etmektedir. Adanın huzur ve güzellikleri öyle güzel betimleniyor ki öyle bir ada olsa hepimizin bir dakika bile düşünmeden çıkıp gideceği bir yer olarak içimizde ukte kalıyor.

Bu durum adaya yıllardır içine işleyen darbeci, yıkıcı, tek elci emekli belediye başkanının emeklilik yıllarını geçirmek için adaya gelmesiyle yavaş yavaş son bulacak ve artık o huzurlu, cennet ada yok olup yerine kaoslu insanların mutsuz, huzursuz olduğu bir cehenneme benzemeye başlayacak.

Türkiye Cumhuriyetine baktığımız zaman bu tarz olaylar o kadar çok yaşandı ki insanlarımız artık bu tarz şeyleri benimsedi. En ufak şeylerde hakkını aramaya korkar oldular. Zamanla bu geçer mi insanlarımız kendi güçlerinin farkına varıp birşeyleri değiştirmeye kalkar mı yoksa elinden şekeri alınsa bile ağlamayan çocuk olmaya devam eder mi zaman gösterecek.


Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder