Pazar, Eylül 04, 2016

Elveda Güzel Vatanım - Ahmet Ümit

Elveda Güzel Vatanım - Ahmet Ümit



“Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir. Lakin benim senden başka vatanım yok. Anladım ki aşk devrimden daha yakıcıymış. Seni kaybetmek istemiyorum. O yüzden siyaseti bıraktım. Sanatla alakadar olmaya karar verdim. Kitaplara döneceğim. Elime kalem alacağım, dünyayı yazarak değiştireceğim.”

Yakın tarihimizin en büyük olarından birisi, insanların devrim ateşiyle kavrulduğu, büyük oyunların ve komploların döndüğü dönem, İttihat ve Terakki Dönemi.

Şehsuvar Sami gençliğinde devrim için aşkından, hayallerinden vazgeçen ittihat fedaisi. O yıllar artık geride kalmış Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, Cumhuriyet bir bebeğin ilk adımları gibi yavaş yavaş tutunarak gelişiyor. Eski İttihatçıların karıştığı İzmir suikast girişiminden dolayı eski fedailerin can güvenliği olmadığı bir ortam. Şehsuvar Sami bu olayların yaşandığı dönemde artık yaşını başını almış, öldürülürsem insanların gözünün önünde öldürüleyim diyerek evini bırakıp Pera Palas Otelinde kalmaya başlar ve gençliğinde deli gibi sevdiği Ester'e mektuplarla gençliğinden bu yana yaşadığı fedailik, savaş ve devletin o dönemki halinitek tek yazmaya başlar. Bunları yazarken de yaşadığı dönemin o karışıklığıyla da karşı karşıyadır.

Mümkünse bu dünyada mağlup olmayacaksın Ester... Zayıf düşmeyeceksin, tökezlersen de yıkılmayacaksın, yıkılırsan kimse seni kaldırmaz düştüğün yerden. Çiğnenip gidersin çizmelerin altında...

Elveda Güzel Vatanım - Ahmet Ümit
Ahmet Ümit bu roman için uzun yıllar çalışmış ve bu çalışmalarının karşılığı olarak çok güzel bir roman çıkarmış bizlerin karşısına. Kitabın kaynakça kısmına biraz göz gezdirdiğimizde her görüşten o dönemi araştırıp objektif bir bakış açısıyla bize anlatmaya çalıştığını anlıyoruz. Yakın dönemi merak edenler için bir nebze giriş kitabı ve arkasındaki kaynakça ile araştırmalara ön ayak olabilecek bir kitap.

İnsan ruhu, henüz keşfedilmemiş kapkaranlık bir coğrayfadır. Vahşetle şefkat, korkuyla cesaret, nefretle sevgi, mantıkla delilik hepsi zihnin içinde hapsedilmiştir. Bazen kendimizi iyi biri zannederiz ama değilizdir, bazen kendimizi sevgi dolu zannederiz ama aslında öldürmeye yatkınızdır, zıddıda mümkün tabii. Sevgisiz bir ortamda büyüdüğü için nefret dolu olduğunu düşünen birinin elinin kötülük yapmaya gitmemesi gibi...
Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder